Boşsuz Hava Sahası

    This site uses cookies. By continuing to browse this site, you are agreeing to our Cookie Policy.

    • pssiko wrote:

      Günümüzde ihtiyaçlar değişti diyebiliriz o zaman, çünkü neredeyse hiç kimsenin yemek, barınmak gibi temel hayati şeyler konusunda çok sıkıntısı olmuyor, daha çok gizli kast sisteminde yükselmek amacı güdüyorlar sanırım :rolleyes:

      Bu tabirler gene de biraz sert kaçmıyor mu ama, edindiğimiz arkadaşlıklar bile o yolda benzer görüşlerde olan kişilerle, daha güçlü bir şekilde ilerlemek için var sonucunu çıkarıyorum ben, ilkelliğimizden hiç mi sıyrılamadık yani :/
      yemek ve barınma temel ihtiyaçtır bundan hiç bir zaman kurtulmazsın, iki gün aç kal üçüncü gün hiç aklına gelmeyecek şeyler yaparsın

      arkadaşlıklar ister kabul et ister etme eninde sonunda bir çıkar ilişkisidir, belki de bir ortak yaşam biçimi olarak tanımlayabilirsin
    • O konuda kesinlikle haklısın, bir gün aç kaldığımda bile elim ayağım titriyor, ama dediğim gibi çok aç kaldığım söylenemez. Diğer insanların da bu konuda çok sıkıntı yaşadığını düşünmüyorum, belki istediğini istediği zaman yeme konusunda sıkıntıları olabilir o kadar :rolleyes:

      Bahsettiğim, şu an insanların birbiriyle anlaşamamaları sadece avcılık dönemi anlaşmazlıklarından çok, statü olarak yükselme amacıyla olduğunu düşünüyorum, en basitinden yolda yan baktı kavgaları bile iki kişinin birbirine üstünlük kurma amacıyla çıkıyor :/

      Ortak yaşam biçimi olarak nitelendirmek en azından biraz daha kabul edilesi geliyor :/


      "Komşusu tokken yatan Züğürt değildir"
    • pssiko wrote:

      Ortak yaşam biçimi olarak nitelendirmek en azından biraz daha kabul edilesi geliyor
      ortak yaşamdan kastım sen beni idare et ben seni idare edeyim, ama sen bana yanlış ben de sana yarımı bırakırım şeklinde

      o yan baktın kavgası saçma popüler kültürel ile alakalı bence, her ne kadar grubun alfasına karşı dik bir şkeilde bakıldığı zaman alfa sana şiddet ile karşılık verse de erdiğin örneğin bununl alakalı olduğunu düşünmüyorum
    • Bilmiyorum, gerçekten insanların birbiriyle neden bu kadar anlaşamadıklarını gerçekten anlayamıyorum :D

      Yazarak tam olarak anlatamıyorum, tam olarak anlayamıyorum da, bunu harbi karşılıklı tartışmak isterdim ^^


      "Komşusu tokken yatan Züğürt değildir"
    • alptekincakar wrote:

      BIG BAD WOLF wrote:

      O zaman bir konu açayım. Başkalarının da düşüncesini merak ediyorum. Bildiğiniz üzere insanoğlu sürekli evrilmekte. Fakat biz bu süreci yavaş bulup sürekli yeni çalışmalar yapıyoruz. Laboratuvar ortamında üretilmeye başlanan yapay organlar bile heyecan verici sayılabilecek yeni çalışmalar olmasına rağmen modası geçiyor denilebilir. Çünkü biyo hacking denilen bir kavram çıktı. Kısaca bahsedersem biyo hackingden; vücudunuza çeşitli implantlar, donanımlar, mıknatıslar ve çipler takılarak bir nevi cyborglaştırma olayı. Şimdi sorum şu. Sizce ileride insanlık hangi yöne evrilir? Cyborglaşmış ancak buna rağmen 200-300 yıl yaşayabilen yarı robot insanlar mı? Yoksa tamamen robot bedenine aktarılmış insanlar mı( ki böyle bir durumda aktarılan kişinin bilincinin eski bilinç olarak kalacağından nasıl emin olunabilir?) Tamamen zihinleri bilgisayar ortamına aktarılmış (matrix tarzı) bir toplum mu? Daha basitçe iş görmez organların yapay olarak üretilenlerle değiştirilip ölümün ertelendiği bir dünya mı? Yoksa bunlardan bambaşka bir şey mi? Belkide 3. dünya savaşıyla nükleer kış yaşanıp tüm insanlık yok olacak? Her yorum olabilir.

      Benim fikrimi merak edecek olursanız... Önümüzdeki 70-80 yıllık süreç içerisinde insanlığın ihtiyacını yapay organlar karşılayacak. Bir 100-150 yıllık süreçte ihtiyaca biyo hacking cevap verecek. Ancak sonrasında genetik alanında ilerleyen çalışmalarla birlikte süper insan yaratılacak ve homo sapiens in çağı son bulacak... İnsan aklının yetmediği birçok kavram beynin gelişmesi ile birlikte kavranabilir duruma gelecektir düşüncesindeyim.
      zihnin yaşlanmasını kontrol altına almadıkça 200-300 sene yaşamanın bir anlamı yok.
      teknolojini evrimi insan evriminden çok çok çok hızlı, bu nedenle insanların işlerini yapacak bir çok yapay zeka sistemi devreye girecek, insanlar sıkılacak ve bir yerde kendi soyumuzun sonunu getireceğiz umarım
      Haklısınız. Zihin aktif olmadıkça vücut gençliğinin bir anlamı yok. Ancak zihin denilen olayda biyolojik tabanlı... Nöronlar arası elektiriksel iletişimden ibaret. Dolayısıyla zihnin evrimine de yön verilip ivme kazandırılabilir. Biyo hacking ile desteklenebilir zihin. Ya da direkt yaşlılığa sebep olan sarmal kısalması çözülür. Ayrıca ben soyumuza bilinçli olarak son vereceğimizin düşüncesindeyim. Savaşla ya da hastalıkla değil. Evrilerek. Belki ileride artan nüfus gelişmemiş ülkelere hastalık yayarak kontrol altına alınmaya çalışılabilir(ki örnekleri var örneğin hiv virüsü yanlış hatırlamıyorsam 1930larda yayılmaya başlamış acaba kim çıkarttı???) ancak kesinlikle tüm insanlığı yok etmez, buna izin verilmez. Savaş nedeniyle son bulacağını da düşünmüyorum. Bunun sebebi devletlerin olası bir savaşta açığa çıkacak nükleer güçten korkması. Bu yüzden nükleer silahlanma artmalı böylece 3. dünya savaşı ertelenmiş olur :) Zaten en büyük rekabet ve savaş ekonomi üzerinde gerçekleşiyor.

      pssiko wrote:

      Bir de aklıma takıldı, insanoğlu neden iyi geçinmek varken kötü geçinir, kavga eder, birlikte yaşamak neden bu kadar zordur, aynı zamanda yalnızlıktan da bu kadar korkarken :/
      İnanç yönünü bir kenara bırakırsak, insan niçin var? Ya da canlılık? Genlerimizi gelecek nesillere aktarmak için. Bunun yolu da güç edinmeden ve cinsellikten geçiyor. Günümüz modern toplumu güç kavramını büyük ölçüde törpülemiş olsa da üremek aracı cinsellik insanı hala zehirlemekte... Farkında değiliz ama vahşi doğamız tarafından yönetiliyoruz. Biraz şempanze ve bonobon belgeseli izlerseniz yaşamınızda ne kadar ilkel bir çizgi çizdiğinizi ya da çevrenizde saçma bulduğunu bütün insan ilişkilerinin temelini görürsünüz. Zaten bir düşünsene çocuklar için '' dünyayı çocuklar yönetsin onlar daha güzel bir yer yapar'' diyoruz. Peki bunu neden diyoruz? :)
    • BIG BAD WOLF wrote:

      O zaman bir konu açayım. Başkalarının da düşüncesini merak ediyorum. Bildiğiniz üzere insanoğlu sürekli evrilmekte. Fakat biz bu süreci yavaş bulup sürekli yeni çalışmalar yapıyoruz. Laboratuvar ortamında üretilmeye başlanan yapay organlar bile heyecan verici sayılabilecek yeni çalışmalar olmasına rağmen modası geçiyor denilebilir. Çünkü biyo hacking denilen bir kavram çıktı. Kısaca bahsedersem biyo hackingden; vücudunuza çeşitli implantlar, donanımlar, mıknatıslar ve çipler takılarak bir nevi cyborglaştırma olayı. Şimdi sorum şu. Sizce ileride insanlık hangi yöne evrilir? Cyborglaşmış ancak buna rağmen 200-300 yıl yaşayabilen yarı robot insanlar mı? Yoksa tamamen robot bedenine aktarılmış insanlar mı( ki böyle bir durumda aktarılan kişinin bilincinin eski bilinç olarak kalacağından nasıl emin olunabilir?) Tamamen zihinleri bilgisayar ortamına aktarılmış (matrix tarzı) bir toplum mu? Daha basitçe iş görmez organların yapay olarak üretilenlerle değiştirilip ölümün ertelendiği bir dünya mı? Yoksa bunlardan bambaşka bir şey mi? Belkide 3. dünya savaşıyla nükleer kış yaşanıp tüm insanlık yok olacak? Her yorum olabilir.

      Benim fikrimi merak edecek olursanız... Önümüzdeki 70-80 yıllık süreç içerisinde insanlığın ihtiyacını yapay organlar karşılayacak. Bir 100-150 yıllık süreçte ihtiyaca biyo hacking cevap verecek. Ancak sonrasında genetik alanında ilerleyen çalışmalarla birlikte süper insan yaratılacak ve homo sapiens in çağı son bulacak... İnsan aklının yetmediği birçok kavram beynin gelişmesi ile birlikte kavranabilir duruma gelecektir düşüncesindeyim.
      hocam yazını okuyunca aklıma ılk gelen WestWorld dızısı oldu
      o diziyi izlemeni tavsiye ederim.. düşüncelerinin ve fikirlerinin gelişmesin de veya fikir alışverişine eminim cok yardımcı olacaktır
    • Ozann wrote:

      BIG BAD WOLF wrote:

      O zaman bir konu açayım. Başkalarının da düşüncesini merak ediyorum. Bildiğiniz üzere insanoğlu sürekli evrilmekte. Fakat biz bu süreci yavaş bulup sürekli yeni çalışmalar yapıyoruz. Laboratuvar ortamında üretilmeye başlanan yapay organlar bile heyecan verici sayılabilecek yeni çalışmalar olmasına rağmen modası geçiyor denilebilir. Çünkü biyo hacking denilen bir kavram çıktı. Kısaca bahsedersem biyo hackingden; vücudunuza çeşitli implantlar, donanımlar, mıknatıslar ve çipler takılarak bir nevi cyborglaştırma olayı. Şimdi sorum şu. Sizce ileride insanlık hangi yöne evrilir? Cyborglaşmış ancak buna rağmen 200-300 yıl yaşayabilen yarı robot insanlar mı? Yoksa tamamen robot bedenine aktarılmış insanlar mı( ki böyle bir durumda aktarılan kişinin bilincinin eski bilinç olarak kalacağından nasıl emin olunabilir?) Tamamen zihinleri bilgisayar ortamına aktarılmış (matrix tarzı) bir toplum mu? Daha basitçe iş görmez organların yapay olarak üretilenlerle değiştirilip ölümün ertelendiği bir dünya mı? Yoksa bunlardan bambaşka bir şey mi? Belkide 3. dünya savaşıyla nükleer kış yaşanıp tüm insanlık yok olacak? Her yorum olabilir.

      Benim fikrimi merak edecek olursanız... Önümüzdeki 70-80 yıllık süreç içerisinde insanlığın ihtiyacını yapay organlar karşılayacak. Bir 100-150 yıllık süreçte ihtiyaca biyo hacking cevap verecek. Ancak sonrasında genetik alanında ilerleyen çalışmalarla birlikte süper insan yaratılacak ve homo sapiens in çağı son bulacak... İnsan aklının yetmediği birçok kavram beynin gelişmesi ile birlikte kavranabilir duruma gelecektir düşüncesindeyim.
      hocam yazını okuyunca aklıma ılk gelen WestWorld dızısı olduo diziyi izlemeni tavsiye ederim.. düşüncelerinin ve fikirlerinin gelişmesin de veya fikir alışverişine eminim cok yardımcı olacaktır
      Kesinlikle bakacağım :thumbup:
    • Güneş dil teorisi size mantıklı geliyor mu? Zamanında M. Kemal Atatürk'ünde üzerinde çalıştığı bir konu bu. Duymamış olabilecekler için kısaca; Türkçenin insanlık tarihinde var olmuş ilk dillerden biri olduğu hatta diğer birçok dilinde Türkçeden türediği savunuluyor. Bunu destekleyen unsurlardan biri olarak da aklımda kalan Sümerce ve Maya dilinde benzer söyleyiş ve anlam içeren kelimelerin bulunması gösteriliyor. İlk duyduğumda sanki Atatürk ideolojik amaçlarla bu konu üstünde durdu gibime gelmişti. Fakat etraflıca düşününce o kadar mantıksız durmuyor. Bildiğim kadarıyla tarihçiler arasında dilbilimciler ile birlikte çalışıp Vikinglerinde tıpkı Türkler gibi bir Orta Asya halkı olduğu, bu yüzden benzer kültürel özellikler gösterdikleri gene bu yüzden aynı runik alfabeyi kullandıklarını düşünüyorlar. Sonuçta dilin Orta Asyadan çıkıp taa Kuzey Amerikadaki Mayalara kadar inmesi imkansız bir olay değil.
    • BIG BAD WOLF wrote:

      Güneş dil teorisi size mantıklı geliyor mu? Zamanında M. Kemal Atatürk'ünde üzerinde çalıştığı bir konu bu. Duymamış olabilecekler için kısaca; Türkçenin insanlık tarihinde var olmuş ilk dillerden biri olduğu hatta diğer birçok dilinde Türkçeden türediği savunuluyor. Bunu destekleyen unsurlardan biri olarak da aklımda kalan Sümerce ve Maya dilinde benzer söyleyiş ve anlam içeren kelimelerin bulunması gösteriliyor. İlk duyduğumda sanki Atatürk ideolojik amaçlarla bu konu üstünde durdu gibime gelmişti. Fakat etraflıca düşününce o kadar mantıksız durmuyor. Bildiğim kadarıyla tarihçiler arasında dilbilimciler ile birlikte çalışıp Vikinglerinde tıpkı Türkler gibi bir Orta Asya halkı olduğu, bu yüzden benzer kültürel özellikler gösterdikleri gene bu yüzden aynı runik alfabeyi kullandıklarını düşünüyorlar. Sonuçta dilin Orta Asyadan çıkıp taa Kuzey Amerikadaki Mayalara kadar inmesi imkansız bir olay değil.
      olabilir de olmayabilir. bu durumun tam tersi de olabilir.

      insanlar çok zamna önce toplu olarak yaşıyorlardı ve ortak bir konuşma biçimleri vardı. göçebe hayattan yavaş yavaş yerleşik hayata geçtiler. bu süreçte ortak dil konuşanların birileri geride kaldı birileri yola devam etti. zamanla konuşulan dil de farklılıklar oluştur ki bunu bilnen tarihte bile görürsünüz, orta çağdan gelen bir ingiliz muhtemelen şimdiki konuşulan ingilizceyi anlamaz, ama bazı kelimlere ufak tefek değişkliğe uğramıştır